15 Kasım 2009 Pazar

Herkesin Sevdiği Adam



Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, aşırı derecede yoğun bir insan olduğumdan dolayı futbol bilgisine ve insanlığına sonsuz derecede güvendiğim arkadaşım Hasan Selman arkadaşıma benle beraber bu blogta yazmaya başladığı için hoş geldin diyorum ve kendisine sonsuz teşekkür ediyorum. Nitekim kendisi de gelerek ilk adımını atmış olup bizlere Türkiye de herkesin sevdiği adam olan Harry Kewell' in kısa ama öz biyografisiyle geldi. Kendisine bu küçük ve narin blogum da bana yardımcı olacağı için çok mutlu olduğumu belirtmek isterim ve sizi yazısıyla baş başa bırakıyorum.




Takip edenler bilirler, her transfer döneminde gazetelerin manşetlerinde İbrahimovic Fener'de, Messi Galatasaray'a gibi haberlerleri görüyoruz. Artık klüp sözcüleri bu haberlerle ilgili yalanlama bile yapmıyorlar. Hafız sen deli misin diyen yok anlayacağınız. İşte Harry Kewell'da Galatasaray'a gelirken bu tür haberler çıkmıştı. E tabi yalancı çoban hikayesi gibi inanmadık ama abi cidden geldi.

Avustralya'nın Marconi Stallions takımından yetişen ve 1995 senesinde Leeds United'a transfer olmuş olan Kewell, 8 sene boyunca bu takımda oynamıştır. Leeds United ile çıktığı 243 maçta, tam 175 gol atan Oz Büyücüsünü, 2003-2004 sezonunda Liverpool renklerine bağlamıştı. 1996'dan beri Avusturya Milli Takımı'nda görev alan Kewell, milli forma altında 42 maça çıkmış ve 13 gol atmıştır.

Liverpool'da sakatlıklarla boğuşan Kewell, 5 sene içerisinde 138 maça çıkma şansı bulabildi. 31 yaşındaki futbolcu, 2007-2008 senesinde takımı ile sözleşme yenilemeyerek Galatasaray ile anlaştı. Geldiği ilk günden beri, taraftarın sevgilisi olan Kewell, sarı kırmızılı formayla 62 maçta, 36 gol kaydetti. Sempatik tavırları ve rahat hareketleriyle taraftarı kendine bağlayan Avusturyalı'nın eşinin "adaya geri dön" baskılarına rağmen, kalmak istediği söyleniyor.

HASAN SELMAN


14 Kasım 2009 Cumartesi

İspanya-Arjantin

















Vicente Calderon, Atletico Madrid'in bu sene ki performansından sonra 2009-2010 sezonu için en güzeli maçını yaşadı diyebilirim. Zaten tribünler futbola o kadar acıkmışlar ki, korna sesi yerine oley sesleri ve tezahuratlar vardı bu gec stadda. İspanya, dünya kupası yaklaşırken de aynı tarifede oynayacağını gösterdi ve ben bu kupayı pas geçmem dedi bu gün adeta. Xavi, İniesta ikilisi gene İspanyayı ilk yarıda alıp götüren isimler oldu ki hücum hattının iki Valencialısı silva ve villa ikiliside buna eklenince ve artı olarak Bütün maç boyunca bindirmeye programlanmış Sergio Ramos da tuz biber olunca İspanya ortaya leziz bir yemek sundu ilk yarı bizlere. Arjantin yakası ise ilk yarı saha onlara dar geldi ki özellikle Messi, hem taraftarın baskısı hemde topu her ayağına aldığından ona verilmiş 3 adamı karşısında bulunca gene herkesin gözünde milli takımda oynayamıyor imajı çizdirdi ama neyse ki penaltı golünü attı ve Maradona ile kendisi üzerinde ki yükü biraz olsun hafifletmiş oldu. Maçın kilit adamı bence bugun Xabi Alonsodur ki bütün maç boyunca Xavi, İniesta, Busqets 3 lüsünün arkasını müthiş derecede doldurdu ve akıl dolu uzun paslarıyla arkadaşlarını koşturdu,29 kasım için ümit verdi kendi şehrinde. Birde tabi attığı bir penaltı golü vardır ki, bence 30 metreden atılan frikik golüne bedel bir vuruş yaptı çünkü o topu herhangi bir kaleciyi geçtim, dünya devi 3 kaleciyi koysan o penaltıyı çıkaramazdı çünkü Xabi köşede ki örümceği iyi görmüş ki ağından aldı adeta.
Yalnız bu maç bize şunu gösterdi ki, dünya kupası fevkalade zevkli geçecek. Özellikle çeyrek finaller başladığı vakit bizlere oraya çıkan takımlar büyük bir futbol resitali sunacaklar. Bu maçın özel maçtan çıkıp bir gövde gösterisi maçı olmasını bekliyordum ki nitekim öyle oldu çünkü özel maçta bu kadar sert hareketlerin olması son derece anormal bir durum. Bu biraz iki dev takımın dünya kupası öncesi rakiplerini korkutmak adına gerçekten müthiş zevkli bir maç oldu. Ayrıca hakemi de tebrik etmek istiyorum çünkü bu maçın özel maç olduğunu bir tek o unutmadı ve maçı kırmızı kartla bitirmek istemedi her ne kadar maçın belli bölümlerini katletmiş olsa da bu hareketiyle benden alkışı aldı. Kısacası Vicente Calderon da bu gün bir futbol resitali vardı ve bu resitale şifre koymayan sevgili Kanaltürk ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum ve Dünya Kupasında ki bütün maçlarında böyle zevkli olmasını diliyorum.

13 Kasım 2009 Cuma

Celtic Ve Rangers


Aslında her şey Bolton başkanı Phil Gartside tarafından ortaya atılan bir öneriyle başlamıştı. İskoçyada onlardan başka hiç bir takım şampiyon olamıyor ve doğal olarak bu ligin sıkıcı olmasına sebebiyet veriyor. Bu yüzden onların Premier Lige katılması için öneride bulunuldu. Ama işte ekonomik şartları Premier ligin en kötü takımından bile kötü olduğu için 14 olumsuz yanıttan sonra vazgeçildi. Evet belki seneye Celtic ile Glasgow Rangers'ı Premier Ligde izleme şansımız olucaktı fakat Rangers klubünün zararda olması ve Celtic takımının ekonomik durumu şimdilik bu durumun rafa kalkmasına ve orada tozlanması ile son buldu.

Diego Armando Maradona


Arkadaş! Adam hazırlık maçına çıkacak. Açıklama yapmadan duramıyor. Hafta sonu oynayacakları İspanya için şu sözleri söylemiş Maradona:

"Onlar şuan için formda olabilir. Fakat bu maçı bizde kazanabiliriz. Zaten İspanya Dünya kupasında favori olacak. Ama şunu bilsinler ki, favoriler dünya kupasını kazanamaz"

Şimdi işin garip kısmı Arjantin de favori. Maradona acaba bizde kazanamazsak şaşırmayına mı getirmeye çalışıyor acaba yoksa maç öncesi İspanyayı hırsladırıp hafta sonu oynanacak olan maçı her birimize Dünya kupası yarı final maçı tadında mı izlettirmeye çalışıyor.

10 Kasım 2009 Salı

Robert Enke


Bu aralar kalecilerden çok bahsediyorum. Bu sefer ki iyi değil. Bir maçlıkta olsa Fenerbahçenin formasını giymiş olan ve şuanda Hannover 96' da kalecilik yapan Robert Enke intihar ederek hayata gözlerini yumdu. Dış basının, yani alman basının verdiği bilgiye göre bir trenin altında kalarak hayata gözlerini yummuş Enke. O şimdi, hayatla olan sözleşmesini tek taraflı fesih ederek 2006 yılında kaybettiği kızı Lara'nın yanına gitti. Ruhu şad olsun. Allah rahmet eylesin.

8 Kasım 2009 Pazar

İker Casillas


Kalecilik için şöyle bir tabir vardır
"Kalecilik nankör meslektir. 99 tane top çıkar, 1 tane gol yersin herkes dönüp sana bakar bütün suçlu sen olursun" diye
Birde Casillas için bir tabir vardır
" Casillas o kadar mükemmel bir kalecilidirki, 99 tane hatalı gol yesin, 1 tane öyle bir top çıkartır ki, kimse dönüp 99 tane gole bakmaz"

İşte Casillas böyle büyük bir oyuncu, büyük bir kaleci, büyük bir usta.

Dün gece Atletico Madrid maçında kurtardığı 2-3 kritik pozisyon, Real Madridin Vicente Calderondan 3 puanla dönmesine sebep oldu. Balık adamsın Pellegrini. Casillasa dua et.

Bir de Casillas'ın bu sene Sevilla maçında kurtardığı 3 metreden köşeye giden topu izleyin derim.

6 Kasım 2009 Cuma

Chelsea Ve Transfer Yasağı


Chelsea'nin transferi yasağı geçici bir süreyle dondurulmuş. Yani Chelsea bu süre zarfı içerisinde transfer yapabilcek çünkü itiraz kararı henüz sonuçlanmamış. Abramoviç'in takımı bu sene şampiyonlar liginde esiyor ligde de çok iyi bir konumda şimdi birde üstüne bu olay. Ben derim ki bu gün bu Abramoviç 2 tane Absenthi zevki sefa olsun diye alır, içer, rus değilmi hatta sömürür nasıl bir mide varsa. Tabi sonra bu mide de kramp oluşturur mu bilemem zira Ocak ayına kadar karara varılırsa Abramoviç'in "lan absenth içtik ayrı düştük" lafı uefaya güzel bir mesaj niteliği oluşturur.

Huntelaar'ın çöküşü


Adam hollanda'dan bir çıktı. Çıkış o çıkış zaten bir daha adam gibi ortalarda görünmedi. Hollanda liginin ne kadar kolay olduğunu resmen gözlerimizin önüne bu adamla serildi. Önce Ajax'dan 20 gömlek üstün takım Real Madride devre arasında kurtarıcı(!) olarak geldi. Faubert gibi oluyordu neredeyse ki Higuaini bile kesemedi ama işte attığı bir kaç golle Faubert gölgesinde kaldı onun. Sonra tabi Real Madrid satış listesine koydu. Türk gazeteleri Robben'i yazdılar ama Huntelaar'ı yazmadılar. Oda sinirlendi bu Türk basınının tavrına ve Milano yollarına düştü ama işte en büyük hatayı burda yaptı. Sevgili huntelaar sen idmanda bile Gattusoya karşı oynayacağını bilmiyor musun be adam ne işin var senin italya liginde , dünyanın en sert futbol oynanan liginde. Ve şimdide Huntelaar Milanda zaten oynayamıyor birde geçenlerde trafik kazasına karışmış. Bu çocuğa çok sağlam moral lazım yoksa geri döndüğünde Hollanda ligini bile kaldıramıycak. Eminim bu adam her gece yatarken geçen maç golle dönen Borielloya, allah'a dua ederken sevgi öpücüklerini ihmal etmeden yatmıyodur.

Ne Oluyor Bu Çocuğa


Perulu büyücüler işe yaramadı sanırsam hatta büyü ters tepti herhalde. Cristiano Ronaldo 1 ay daha sahalardan uzak kalacağı açıklandı. Ben hatırlarım fm 2008 de Serratosa vardı doktor fizyoterapisi 20 üzerinden 20 idi bu adamın. Bu adam bile çare bulamadıysa büyünün etkisi hala devam ediyor sanırım. Ronaldo'nun bu ekstra 1 aylık suresi içerisinde ameliyat kararıda alınabilirmiş. Burdan Ronaldo ya geçmiş olsunlarımızı göderirken, Perulu büyücülere Florentino Perezden şarkı yoluyla açıklama yolluyoruz:
"akıllı ol, senin aklını alırım, benim olmazsan valla dediğimi yaparım"

Geçmiş olsun Ronaldo

1 Kasım 2009 Pazar

Futbolun İtalyancası

Juventus dün gece evinde Napoli ile oynadığı maçta 2-0 öne geçmesine rağmen sahadan 2-3 gibi bir skorla mağlup ayrıldı. Calcio italyancada hem futbol hemde tekme demek ya, Contini'nin şiveli bir italyancası olucak demek ki o an futbol kelimesini unutmuş, marangoz çivisinden yapılı olan kramponlarını Camoranesinin alnının çatına koymuş. Futbolun italyancasının bu kadar sert olmasına şaşmamak gerek aslında. Çünkü savunmaları ile meşhur italyanlar bu alanda bahçivan, biçerdöver, kasap gibi lakapları fazlasıyla hakeden ilk futbolcuları da kapsamaktadır. Contini gibi bir arkadaşımız daha için Materazziyi tuşlayınız. Bu arada skor da diğer anlama değer katmış. Zirve mücadelesi yapmak isteyen Juventusa Napoli, horozun çöplüğünde horozu merdivenlerden aşağıya tekmeyle yollamış. İşte futbolun italyancası bu olsa gerek.